Cumartesi, Aralık 03, 2005

"Neden Senin Günlüğünü Okuyacak Mışım?"

Kuzen Uğur böyle diyor: "Neden senin günlüğünü okuyacak mışım?" Ben ona netteki blogları anlatırken niyetim benim günlüğümü okuması değildi. Son günlerde bloglar dünyası ile içli-dışlı olmaya başlayınca, doğal olarak ben de nette gördüğüm iyi şeylerden bahsettim.

Müthiş güzel şeyler yapılıyor. Bugün üç tanesini anlatayım.

Bir kişi düşünün ve yaptığı yemek tarifleri için 'mp3'ler yazırlasın. Az mı geldi? Bunların vidosunu hazırlasın. Evet yanlış okumadınız: Sitesinde videolu yemek tarifleri var.

Sitedeki içeriği inceleyince, bu işin ancak bir ekip tarafından tam mesai ile yapılabileceğine kanaat getirdim.Sadece eşinin yardımcı olduğunu yazmış. Aklımda bir ofis dolusu insan vardı.

Eşinin yardımları ile profesyonelce bir iş çıkmış.

Bir zamanlar bir internet kahramanımız vardı. Yurtdışından ödüller almıştı. Sonra ise kayboldu gitti. Şimdi daha gerçek kahramanlarımız var. Bunların öncülerinden biri Devletşah'tır.

Blog olarak yemek tarifi yapılan bir çok site var. Bunların içinde benim beğendiğim sadece Devletşah'ın sitesi değil. Onları başka bir yazıya saklıyorum.

Daha önce benzerleri vardı. Bilgi-işlem elemanları, programcılar ve mühendisler tarafından hazırlanan ... Bu da onlardan biri . Farkı ben takip ediyorum, öğreniyorum.

Bayıldım burada yazılanlara. Hele bir 'vegemite' yazısı var ki okurken, evde yalnız başıma yüksek sesle gülmekten kendimi alamadım. Selin her şeyi anlatmış. Tüm doğallığı ile...


Blogların bir kısmı yemek tarifleri (büyükçe bir kısım), bir kısmı bildiğimiz günlük, bir kısmı da kişilerin uzman oldukları alanlardaki birikimlerini paylaştıkları web sayfaları olarak nette yer alıyorlar.

Bu iş Amerika'da başladığında ürün inceleme bloglarının çok ses getirdiğini yazıyorlar. Hatta bazı şirketlerin yeni çıkan ürünlerini bloggerlara gönderdiğini belirtiyorlar. İyi bir pazarlama statejisi olarak gözüküyor. Türkçe olarak bu şekilde şimdilik bir blog bilmiyorum (... ama arıyorum).

Kişisel günlükler ise kişilerin kendi yazdıkları, anlatmak istedikleri ile farklılaşıyorlar. Bir roman kahramanını okumak gibi keyif veriyor. Hele de sık sık yazıyorsa, fotoğraflarla renklendiriyorsa...

Sonra ben yazıyorum. Son günlerde yazı yazmak konusunda çok zorlansam da yazmak için çaba sarfediyorum. Çünkü yazarken keyif alıyorum. Askerde iken (303 KD Nisan-Eylül 2005) deftere bir şeyler karalıyordum.

Kalemi çıkarmak, defteri karıştırmak, ayak üstü bir şeyler yazmak günün özel anları idi. [Önemli Not: Benzerleri gibi askerlikten bahsetmiyordum. Ben hayallerimi yazıyordum. Bundan iyi hissetmemi sağlıyordu.]

2 yorum:

Selin dedi ki...

Tesekur ederim efendim:)
Sans eseri bir baktim benim adim gecmis.

ama yine de "vegimate" denen insanligin utanciyla ilgili uyarmak bana dursuyor herlade..

Lutfen, sakin ha!:)

Ali Saglam dedi ki...

Rica ederim. Seni okumak bir zevk.

Yalnız ne yalan söyleyeyim, senin uyarıların merakı cezbediyor. Üstüne üstlük ekşi tadı da var :)