Cuma, Aralık 02, 2005

Butik Otel, Şebnem ve "Yürümekle O Kadar Yemek Eritilmez"


Akşam dışarıda yemek ile kendimize güzel bir ödül verdik. Özel bir nedeni yoktu. Dışarıda yedik.

Ekşi köfte ile başladık. Uğur ve Taner seçim yapmak konusunda kararsız kaldılar. Uğur şefin teklifi ile haşhaşlı kebap yedi. Taner ise yol boyunca ne yesem diye; şunu mu bunu mu yesem; diyerek halep işi ile idare etti. Benim ise son günlerdeki favorimse babagannuş.

Her zaman olduğu gibi, baştan gelen çiğ köfte, salata, terayağ, keçi peyniri, ezme ve yoğurtlu ile bir hayli hızlı başlangıç yaptık. Sonra gelen ekşi köfte ise biraz olsun rahatlattı. Canım ne kadar da çok ekşili şeyler çekiyormuş.

Sahilde gittiğimiz bu güzel yerden her çıkışımızda olduğu gibi bir hayli ağar hareketlerle yürüyerek, yediklerimizin hazmına çalıştık.

Not 1: Tatlı ise kadayifti. Kaymaklı ve sıcak olunca o da güzel oluyor. Genelde tercihimiz künefedir ama kalmamıştı.
Not 2: Taner için akşam ki konumuz butik otel açma fikri idi.
Not 3: Ben ise durmaksızın Aralıkta gidebileceğim konserler hakkında konuşuyordum. Aklımda ise Şebnem Ferah'in bu ay İstanbulda konseri olup olmayacağı idi.
Not 4: Uğur'u beşverin. Zaten yazdıklarımı da okumuyormuş. Onu "kesinlikle ilgilendirmez"miş. O galiba depresyonda...
Not 5: Bu kadar Şebnem Ferah konuştuktan sonra Fatih aradı ve şu an Şebnem Ferah çalıyor ve seni aradım dedi. Kozmik bir şaka mı tevafuk mu desem bilmem ama ilginç oldu.
Not 5: Fatih sordu:
-Neden Şebnem Ferah dinlerken, sen aklıma geldin?
Not 6: Bizimkilerle dışarıda buluştuğumuz zamanlarda nedense Hasan ile yolda karşılaşıyoruz. Bu da mı kozmik bir şaka yani...?

Hiç yorum yok: